İlginizi Çekebilir

Son zamanlarda biraz can sıkıntısından, biraz ada inceleme amaçlı Türkiye’den çıkan bazı girişimleri inceledim. Özellikle Turkcell’in Teknoloji Zirvesi’nde duyurduğu Yaani Asistan ve E-posta servisine yapılan yorumları detaylı olarak inceledim. Ulaştığım sonuç ise içler acısı, neredeyse kimse, Türkiye’den başarılı bir girişim çıkacağına inanmıyor. Haklı gerekçeleri var elbette, ama şu anki büyük teknoloji firmalarına da ileride başarılı olacakları vahi edilmedi.

Bundan bir kaç ay önce sosyal medya hesaplarımda ve Gri Koç’un bir videosunun altında inovatif olmakla ilgili bir yazı yazmıştım. Burada vurgulamak istediğim şey, onların tam olarak yaptığıydı, yani sektörün eksikliklerini gidermek amacıyla yeni fikirler üretmek, kullanıcıların günlük hayatını kolaylaştıracak özgün fikirler sunmak…

Android’in doğuş hikayesini belki okumuşsunuzdur. Kurucular önce Samsung’a uğrayıp projelerini anlatmışlar, fakat ilginç bir tepkiyle karşılaşmışlardı. Daha sonra Google, Android projesini sahiplendi ve Samsung’ta en çok kullanan birinci üretici konumuna ulaştı.

Şimdi ise şu anda varlığını pek az gösteren Nokia’nın mükemmel günlerine gidelim. Steve JOBS, “aman zaten Nokia almış yürümüş, biz İphone’u yapsak ne olacak?” diye bir şey düşündüğünü hiç  sanmıyorum. Çünkü gerçekten  kullanıcı ihtiyaçlarına cevap veren, farklı bir tasarım ve işleyiş anlayışına sahip bir cihaz ortaya çıkarmışlardı. Adamlar her şeyden önce, bunu başaracaklarına inandılar. Peki Symbian ile gövde gösterisi  yapan Nokia ne oldu? Neredeyse tamamen battı. Sektörde 2010’lu yıllara kadar ilk sıralarda yer alan Nokia’nın çöküşü çok hızlı oldu. Uzmanlık alanı olan haritalar ve GPS alanındaki liderliği ise Google’a kaptırdı. İyi bir fikir olarak ortaya çıkan Mix Radio’yu bile sattı ve mobil pazardan tamamen çekildi. 2016 yılında ise HMD Global çatısı altında yeniden hareketlenen Nokia, sektörde bir şekilde var olmaya çalışıyor.

Internet Explorer’ı da hatırlarsınız, bir zamanlar en çok kullanılan internet tarayıcısı iken, Google’ın Chrome hamlesinden sonra neredeyse hiç kullanılmayan bir tarayıcı haline geldi. Microsoft bile Edge’de de başarılı olamadıktan sonra Chromium tabanlı Microsoft Edge’yi geliştirmeye başladı.

İş bize gelince, “aman adamlar zaten yapmış, nasıl rekabet edebilir ki, hayal kurmayın” oluyor. Fakat Google’ın önünde de devler vardı, Apple’ın önünde koskoca Nokia vardı, fakat onlar yeni fikirlerle öne geçmeyi başardı. Peki biz neden bir şeyler üretemiyoruz? İlk öncelikle yapacağımıza inanmıyoruz ve yapılanları küçük görüyor, önemsemiyoruz. Yeni fikirler üretenlere destek vermiyoruz. Hiç bir zaman üretmeyi düşünmüyor, tüketiyoruz.

Bunlar varken başarılı, özgün fikirleri olan birisi Türkiye’de durur mu? Tabi ki de hayır. Öncelikle kendimize inanmamız lazım ki, çalışırken motivasyonumuz yüksek olsun. Yenilikçi ama işe yarar fikirler bulmalıyız ki, yabancı firmalar, hatta belki devler peşimizde koşsun. Fikirlerimizi, analizlerimizi her yere götürelim ki tüm Dünya yaptıklarımızı duysun. Bir donanımı üretmesek bile, sektörel bir yazılım ihtiyacını giderelim, verilerin ülkemizde kalması için çalışalım. Gururla yerli diye bağırıp, işlemcisi ABD’den gelen bir ürünü satmak yerine, bu tür donanımların üretilmesi için katkı sağlayalım.

Eğer üretmiyorsan, üretene saygı duyacaksın. Sektörde adını duyuramıyorsa/var olamıyorsan, var olana boyun eyeceksin. Bir ülkeyi eleştiri yağmuruna tutmadan önce, o ülkeye karşı neyin var diye düşüneceksin.

Ülkendeki zorluklara göğüs germek yerine, bu ülkede yaşanmaz dersen, başta bu toprakları korumak için mücadele veren herkese saygısızlık etmiş olursun. Unutmayalım ki Türkiye Cumhuriyeti çok zor şartlar altında kuruldu. Atatürk, adamlar almış başını yürümüş, biz bir şey yapamayız demedi. II. Abdülhamit, son ana kadar onlara yaklaşmak için mücadele etti. Şimdi savaş yok, Çanakkale’de, Kafkasya’da savaşan genç halkımız yok. Asla umutsuzluğa kapılmadan, en yenilikçi fikirlerimizi, en tutarlı yatırımlarımızı yapmalıyız ki dev rakiplerimiz karşısında şansımız olsun. Unutmayın, hala başarabiliriz!

Eğer inancımız kırılırsa, dışa bağımlı bir ülke olmaktan kurtulamayız. Dışa bağımlı bir ülke bağımsız değildir, yapılan her şeye bahane bulmak yerine, geliştirilmesi için çalışmalıyız. Eğer çok biliyorsanız, daha iyisini yapın, ne yazık ki laf ile Nuh’un gemisi yürümüyor.

Şimdilik bu konuyla ilgili söyleyeceklerim bu kadar, ileride belki daha güzel bir yazı yazarım, daha detaylı konuşuruz.

“Rekabet Edemeyiz” Deyip Hiçbir Şey Yapmayalım mı?

Yorum Yap